SINIRLARI AŞAN SANATIN POLİTİZE EDİLMESİ: YÜZLEŞME VE ANLAM

Anıl Yağcı

Wes Anderson’ın Asteroid City filminde geçen bu alıntıdaki “hikâye” mefhumu için hikâyenin gerçekten anlatılmaya değer teşkil edip etmediğini tartışmak gerekir. Tartışmaya katkı olarak şunu da eklersek, anlatılmaya değer teşkil eden bir hikâye bulmanın o kadar kolay olup olmadığı meselesi de mühimdir. Çünkü hikâye, sanatın olmazsa olmaz unsurlarından biri olarak görülür. Hikayesi olmayan sanat eseri bir nevi eksik kabul edilebilir. Sanat eseri bir bakıma gerçeğe ışık tutar ve onu yansıtır. Ancak sanat, görünür olma amacını gütmesi ve gerçekliği göstermesiyle ortaya serilirken günümüz dünyasında artık bu işlevi anlam ifade etmeyebilmektedir.

Değişen ve dönüş(türül)en dünyada artık apaçık bir şekilde görünür olmayan pek bir şey kalmadı. O yüzden değişen sanat üretiminde asıl mesele göstermekten ziyade yüzleşmek olmalıdır. Bu yüzleşmeyi mücadele yoluyla bağlar kurarak yapmak gerekir. Değişen sanat dünyasında artık hikâyelerin ne olduğundan ziyade nasıl anlatıldığı önem arz etmektedir. Bu nasıl sorusu bir bakıma sanatı politize eder.

Sanatın politik olmasıyla ilgili artık bir şeyle¬rin altını iyice çizmek gerekir. Bunun başlan¬gıcında sanatın sınırlarını aşması ve politik olanla da ilgilenmesi gerektiği fikri gelmektedir. Sanatın yıkıcı gücünün ortaya çıkmasıyla beraber sanatçıların resmi ve ideolojik tahakküm biçimine yönelik tepkiler gösterdiği görülmektedir. Bu tepkiler bazı sonuçlara yol açmaktadır. Jacques Ranciere’ye göre sanatı politikleştirmek için birtakım strateji ve uygulamaların tezahürünü göz ardı etmemeli. Bu uygulamaların bir çeşitlilik göstermesinin yanı sıra, sanatın politika için ne yaptığı ve bu yapılanla ulaşılmak istenen amaç hususundaki bir belirsizlikten söz etmeli. (…)

devamı için ABONE OL