ÇOCUK TİYATROSU VE OYUNSU OLANIN BÜYÜSÜ

Füsun Ataman

Çocuk tiyatrosu, yetişkin tiyatrosundan farklı olarak çocuk seyirci için yapılan etkinlikleri kapsamaktadır ve daha çok 20. yüzyılda tiyatronun ayrı bir kolu olarak gelişme göstermiştir. Bunun nedeni, çocuklara yönelik etkinliklerin ayrı bir alan olarak görülmeye başlanmasının, 19. yüzyıl başlarına denk gelmesidir. Psikoloji, fizyoloji ve sosyoloji gibi alanlarla birlikte davranış bilimlerindeki gelişmeler; öğrenme teorilerini ele alan ve öğrenciler üzerinden değerlendiren pedagoji biliminin de gelişmesiyle sonuçlanmış ve tiyatro dünyasında çocuk tiyatrosu ayrı bir alan olarak değerlendirilmeye başlamıştır. Bu gelişimde iki önemli kaynaktan söz edilebilir; 19. yüzyıldan itibaren hız kazanan çocuk edebiyatındaki gelişmeler ve hemen her ülkede köklü yapılara dönüşen ulusal tiyatroların, geleceğin seyircisi olarak gördükleri çocuklara yönelik etkinliklere yer vermeye başlaması.

Bu açıdan bakıldığında, ülkemizde çocuklara yönelik edebi üretimin Tanzimat döneminde, çocuk tiyatrosu temsillerinin ise Meşrutiyet döneminde başlamış olması, bu alanda dünya ile koşut giden bir sürecin içinde bulunduğumuzu göstermektedir (Demirağ, 2017, 171). İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nun Öz Tiyatro adını verdiği yaklaşım, tiyatronun hem çocuk eğitiminde hem de iyi yurttaş yetiştirilmesinde kullanılmasını amaçlar. Mahallelerden köylere ve kentlere uzanan yaygın ve örgütlü bir yapıda tasarlanan bu model, pedagojik açıdan dikkat çekicidir (Baltacıoğlu, 2006, 44).

Metin And, çocuk tiyatrosunu tanımlarken ayırıcı özellik olarak “çocukların ya da çocuklar için büyüklerin hazırlayıp sunduğu her türlü tiyatro çalışmaları”nın anlaşılması gerektiğini belirtmiş ve ülkemizde, çocuk tiyatrosu çalışmalarının pek çok ülkeden daha önce başladığına dikkat çekmiştir (And, 1976, 140). Yine Metin And’ın altını çizdiği üzere, modern anlamda çocuk tiyatrosu, Rusya’da Natalia Sats’ın çalışmaları ile başlamıştır. 20. yüzyıl tiyatrosunun en önemli isimlerinden ve yönetmen tiyatrosunun kurucu ismi olan Konstantin Stanislavski, çocuk tiyatrosunun yetişkin tiyatrosu gibi sahnelenmesi gerektiğini savunmuş ve sembolizmin başlıca temsilcilerinden Maurice Maeterlinck’in Mavi Kuş adlı oyununu bu anlayışla sahneye koymuştur (And, 1976, 142). (…)

devamı için ABONE OL