ÇOCUK TİYATROSUNDA FISILTI HÂLİNDE TABULAR

-Bir Ayrılık Denemesi: Ingeborg Von Zadow’un Pompenya Oyunu Üzerine- 

Şafak Özen

Çocuklar için yapılan tiyatro, çoğu zaman iki uç arasında gidip geliyor. Bir yanda çocuğu korumak adına aşırı sterilize edilmiş, didaktik, neşeli ama yüzeysel işler; diğer yanda ise dünyadaki örneklerde olduğu gibi soyut kavramlarla çocuk tiyatrosunun estetik ve duygusal çeşitliliğini taşımaya çalışan bağımsız girişimler… Bu iki uç arasına sıkışmış olan ülkemiz çocuk tiyatrosunun son yıllarda daha cesur kapılar aralayarak gelişim sürecini sürdürüyor olduğunu gözlemliyoruz.

Çocuğu mümkün olduğunca “üzmemek” üzerine kurulu oyunlarda sahne çoğu zaman fazlasıyla renkli ve neşeli, riskli konulardan ve çatışmalardan uzak, öğretici mesajlarla donatılmış, duygusal derinliği sınırlı bir alana dönüşür. Ancak çocukların gündelik hayatı bundan çok daha karmaşık, katmanlı ve hızla değişen bir yapıya sahiptir. Çocuklar korkar, şaşırır, kaybeder, özler, yeniden bağ kurar; yani dramatik olan her şey onların yaşamında zaten vardır.

Son yıllarda Türkiye’de çocuk tiyatrosu alanında yeni bir eğilim dikkat çekiyor: Çocuğu edilgen bir alıcı olarak değil, deneyimlerinin sahibi bir birey olarak gören yapımların çoğalması. Bu yapımlar; özellikle duygusal gerçekliğe alan açmaları, estetik risk almaları, tabuları nazik ama cesur biçimde ele alışları, pedagojiyi bir sansür mekanizması değil, rehberlik aracı olarak kullanmaları ile öne çıkıyorlar. Türkiye’de çocuk tiyatrosunun dümenini, çocuğu korumak adına onu dar bir estetik alana hapsetmek yerine, tabuları kırarak, duygularını tanıyabileceği, hayal gücünü genişletebileceği ve dünyayı anlamlandırabileceği anlatılara kırması gerektiğini düşünmeden edemiyorum.

Tam da bu noktadan hareketle 20 Mart 2025 “Dünya Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu Günü”nde Eskişehir Şehir Tiyatroları’nda Ingeborg von Zadow’un[1] yazdığı Pompenya adlı oyununu sahnelemeye başladık. Pompenya, ayrılık gibi hassas görünen bir temanın, çocuğun duygusal kapasitesine güvenilerek işlenebileceğini; sanatın, çocuk için hem oyun hem düşünme alanı olabileceğini hatırlatan bir oyun.

[1] Ingeborg von Zadow Berlin’de doğdu; Almanya, ABD ve Belçika’da büyüdü. Çocukluğundan beri oyun yazmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’nde Binghamton’daki New York Eyalet Üniversitesi’nden Tiyatro alanında yüksek lisans derecesi aldı. Pek çok opera ve oyun prodüksiyonunda yönetmen yardımcısı olarak çalıştı. Goethe Enstitüsü’nün desteğiyle Avustralya, İngiltere, Yunanistan, Hırvatistan, Polonya, Sri Lanka ve ABD’ye seyahat etti. Yazar olarak ilk çıkışını yaptığı Ben ve Sen’den yana oyunları Almanya’da ve uluslararası sahnelerde yüzün üzerinde profesyonel yapımla sahnelenmiştir. Eserleri on iki farklı dile çevrilmiştir. Oyun yazarlığının yanı sıra opera için libretto ve İngilizce televizyon formatları için Almanca diyalog metinleri de yazmaktadır. Türkçeye çevrilmiş olan bazı oyunları şunlardır: Pompenya, Ben ve Sen, Sadece İkimiz… Ingeborg von Zadow’un oyunlarına Servet Aybar çevirisiyle Onk Ajans aracılığıyla ulaşılabilir. (…)

devamı için ABONE OL