GÖRÜNÜRLÜK EŞİĞİNDE SANATÇI: ALGORİTMİK HABİTUSUN İNŞASI
Ebru Melis Tumbul
Dijitalleşme, sanatın üretim araçlarını çeşitlendirmekle sınırlı kalmamış; sanatçının konumunu, hareket alanını ve kimlik inşasını da yapısal düzeyde dönüştürmüştür. Günümüzde sanatçı, yalnızca estetik üretim yapan bir özne değil, aynı zamanda algoritmik olarak düzenlenmiş platform alanları içinde konumlanan ve dolaşıma girme koşulları veri temelli sistemler tarafından belirlenen bir aktör hâline gelmiştir. Bu dönüşüm, üretimin içeriğinden ziyade üretimin dolaşım rejiminde gerçekleşen bir yeniden yapılanmaya işaret etmektedir.
Pierre Bourdieu’nün alan, habitus ve sermaye kavramları, kültürel üretimin toplumsal koşullarını çözümlemek açısından hâlâ güçlü bir analitik çerçeve sunmaktadır. Ancak dijital platformların kodlanmış ve ölçülebilir yapısı, kültürel alanın işleyişine yeni bir boyut eklemektedir. Zira dijital ortamda görünürlük, artık yalnızca simgesel tanınma biçimi değil; sayısallaştırılabilir, ölçülebilir ve ekonomik değere dönüştürülebilir bir sermaye türü olarak işlemektedir. Bu durum, sanatçının üretim stratejilerini ve özneleşme biçimlerini doğrudan etkilemektedir. Bourdieu’nün alan kuramı, kültürel üretimi özerk bir mücadele alanı olarak kavramsallaştırır. Alan; farklı sermaye türlerinin dağılımı üzerinden konumların belirlendiği, aktörlerin bu dağılım içinde strateji geliştirdiği ilişkisel bir yapıdır. Ancak dijitalleşme, kültürel alanın bu ilişkisel doğasını ortadan kaldırmamış; aksine onu teknik olarak kodlanmış bir zemine taşımıştır. Günümüzde kültürel üretim, büyük ölçüde platform sahipliği altında işleyen ve görünürlüğü algoritmik önceliklendirme mekanizmalarıyla düzenlenen bir yapıda dolaşıma girmektedir. (…)

