MAKİNEDEKİ HAYALET

Aslı Tirali

Descartes’a göre varlık iki ayrı tözden oluşur. Res extansa yer kaplayan bedenken res cogitons düşünen ruhtur. Gilbert Ryle’a göre bu görüş bedeni bir makine ve ruhu onun içindeki hayalet konumuna iter. Ve varlık bu makinede hayalet olarak sıkışır. Hayalete dönüşen ruh düşünemez. Hâlbuki düşünme ve düşünce eylemde, dilde ortaya çıkar; zihin, düşünce veya ruh bedenden kopuk yaşayamaz, kendi başına var olamaz.

Bu bağlamda düşünemeyen ruh ifade bulmayan eylemdir. Kendini reddeden varlık hâlidir. Varlığın kayboluşudur. Hamlet Makinesi’nin çekirdeğini de bu oluşturur. Müller’in Hamlet’i makineye sıkışmış bir hayalettir: “Sözlerinin ona söyleyecek bir şeyi kalmamıştır. İşi düşünmektir ama artık düşünemez. O artık hiçbir şey düşünemeyen bir düşünce makinesidir.” Makinedeki hayalettir.

Benzer şekilde Sheakespeare’in Hamlet’i de bir hayaletin, babanın hayaletinin esiridir. “Hayalet, var olmayanın varlık üzerindeki etkisidir.” der Derrida. Baba ne ölü ne de diridir. Aynı anda hem artık var olmayan hem de varlığı kaybolmayandır. Aynı, tarihin bastırılan ama geri dönen sesi gibi. Derrida’ya göre her çağ bastırdığı geçmişin hayaletiyle yaşar. Var olmayan şey zamanın dışındadır ama zamanı rahatsız eder. Hayalet geçmiştir ama bugüne musallat olur, geleceğe sesini duyurur. (…)

http://www.metmuseum.org/art/collection/search/365584

 

 

devamı için ABONE OL