ÖZGÜR NURİ ÇİÇEK İLE BİR SİNEFİLİN DRAMI’NIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Söyleşi: Ayda Tuna Çiçek
Bir Sinefilin Dramı, yurt içi ve yurt dışı film festivallerinde yoğun ilgi gördü, ödüller aldı ve çok konuşulup üzerine tartışıldı, bu noktadan sohbetimize başlayalım…
Bir Sinefilin Dramı’nı 2024 yılı temmuz ayında Erzurum’un Oltu İlçesi Ayyıldız Köyü’nde çektim. Film mockumentary anlatım dilinde bir kısa belgesel. Yaklaşık 40 festivalde seçildi ve bu festivallerin birçoğundan ödülle döndü, ilgiyle izlenen bir film oldu.
Peki bu film neden ilgi gördü, diğer kısa filmlerden farkı neydi?
Öncelikle mockumentary olması önemli bir husus. Mockumentary yani sahte belgesel türü dünya üzerinde birçok örneği olan bir anlatım türü. Dünya üzerinde kabul görse de Türkiye için yeni sayılabilecek ve üzerinde hâlâ tartışmaların olduğu bir tür. Özellikle akademi bu konuda tartışıyor, bazı hocalarımız bu türü kabullenmezken bazıları ise avangard bir bakış açısı olduğunu ve dünyada kabul gördüğünü savunuyor. Bir Sinefilin Dramı da bu türe örnek teşkil edecek bir yapıda ve şu an bazı üniversitelerin belgesel derslerinde izletiliyor, hatta tez konusu olarak işleniyor. Filmi özgün kılan sadece mockumentary olması değil, içerik ve çekim teknikleri açısından özel bir yapıya sahip olması.
Biraz açabilir miyiz?
Elbette, film konu olarak Erzurum’un bir dağ köyünde sinema tartışan köylüleri anlatıyor. Ana karakter olan Ahmet abi, köylülerle yaptığı bir sohbette Lars von Trier ve Dogma 95 sinema akımını savunan cümleler kuruyor, bunun üzerine köylüler ayağa kalkıyor ve köyün muhafazakâr bir yapıda olduğunu ve bu köyde Lars von Trier’i kimsenin savunamayacağı konusunda Ahmet abiyi sert bir dille uyarıyorlar. Film boyunca Ahmet abiye destek olanların yanı sıra sinema üzerinden onu eleştirenleri izliyoruz. Bir dağ köyünde kendi şiveleri ve kendi üsluplarıyla insanların yüksek sinema tartışıyor olmaları başlı başına ilgi çekici bir olay. Bu noktada oyuncu yönetimi o kadar iyi yürüdü ki izleyenler filmin gerçek mi yoksa kurmaca mı olduğu konusunda çelişkiye düşüyorlar. Filmi özel kılan ana unsurlardan en önemlisi bu, konu ve doğal oyunculuk.
Anladığımız kadarı ile film zıtlıklar üzerine kurulu…
Evet, filmin ana teması bir çatışma ve zıtlıklar üzerine kurulu. Mesela bu tartışma bir sinema okulunda geçse ilginç bir yanı olmazdı. Filmi ilginç kılan, yüksek sinema bilgisine sahip köylüler. Zıtlık kavramını filmin müziğinde de görüyoruz, doğuda bir dağ köyünde konusu geçen filmin müziğinin bestesi Antonio Vivaldi’ye ait ve icrası yapay zekâ ile batı enstrümanları kullanılarak yapıldı. (…)

