YAPAY ZEKÂ İLE KOMEDİ YAZMAK: ZAMANLAMA, NİYET VE TEKRARIN KAVGASI
Şebnem Telci Dereli
Girişatçı
Dijital çağda yapay zekâ (YZ) sistemlerinin edebiyat ve sahne sanatlarına dâhil olması, “yaratıcı özne” kavramını yeniden tartışmaya açmıştır. Özellikle büyük dil modellerinin (LLM) tiyatro metni üretiminde kullanılmaya başlanması, komedinin yazımı ve sahnelenmesi açısından yeni bir araştırma alanı doğurmuştur. Ancak komedi, yalnızca dilsel üretim değil; zamanlama, niyet ve seyirciyle kurulan canlı etkileşim üzerinden işleyen karmaşık bir performatif yapıdır. Bu nedenle, YZ’nin komedi yazımındaki rolü, yalnızca “metin üretme kapasitesi” üzerinden değil, sahne koşulları içinde değerlendirilmelidir.
Yazımızın amacı YZ destekli tiyatro komedisi yazımını üç temel boyut üzerinden incelemektir: (1) Zamanlama, (2) niyet ve etik sorumluluk, (3) tekrar-varyasyon dengesi. Kuramsal çerçeve olarak Bergson’un gülme kuramı, Auslander’ın canlılık tartışması ve “Zararsız İhlâl Kuramı” kullanılacaktır. Ardından Dramatron, THEaiTRE ve Improbotics gibi deneysel uygulamalar ile Türkiye’de yapılmış bir çalışma üzerinden pratik örnekler değerlendirilecektir.
Araştırmanın odağı olan komedi yazarlığında YZ’ye bugünden bakıldığında Henri Bergson’a göre “Komik olan, kalbin geçici olarak bir tür uyuşturulmasını (duygunun kısa süreli askıya alınmasını) gerektirir.” Ayrıca ona göre gülme kolektif bir eylemdir: “Gülüşümüz her zaman bir grubun gülüşüdür.” Bu vurgu, komedinin yalnızca metinsel değil, toplu deneyimsel bir olgu olduğunu gösterir. Philip Auslander ise “canlı performans”ın ontolojik değil tarihsel bir kategori olduğunu belirtir: “Bu karşıtlığın özsel özelliklerden kaynaklandığını düşünmüyorum; aksine, kültürel ve tarihsel koşullar tarafından belirlendiğini görüyorum.” Bu yaklaşım, YZ’nin sahnede kullanılmasının “canlılığı ortadan kaldırmadığını”, ancak canlılığın koşullarını dönüştürdüğünü düşündürür.
Mizahın bilişsel boyutunu açıklayan Benign Violation Theory’ye göre, bir durum hem “ihlâl” hem de “zararsız” olarak algılandığında gülme ortaya çıkar. Dil modelleri ise istatistiksel benzerlik optimizasyonuna dayandığından, “ihlâl” boyutunu sistematik biçimde üretmekte zorlanabilir. Nitekim Loakman ve arkadaşları, dil modelleme hedefinin mizahın gerektirdiği uyumsuzlukla gerilim içinde olduğunu belirtir. Bu durum, YZ’nin komedi yazımında yapısal fakat sınırlı bir rol oynadığını düşündürür. (…)

