HABİL-KÂBİL’den HAMLET’E, HAMLET’den GÜNÜMÜZE ÇÜRÜYEN DANİMARKA’dan KOKUŞAN BUGÜNE: BÖYLE DE BİR OYUN: HAMLET SOTE

 Nurhan Tekerek

Evrendeki en temel çelişki “insanın var olması ya da yok olması” olsa gerek. Geçmişte de günümüzde de pek çok oyun yazarının insanın ve insanlığın kendini anlamlandırması yolunda en zorlu serüvenlerinden biri olmuştur var olma ve yok olma meselesi. Mülkiyet kavramıyla birlikte insanın bir başka temel soru ve sorgulamalarından biri de kuşkusuz “Sahip Olmak ya da Olmak” olmuştur. Bu iki temel çelişki ile “Var Olmak X Yok Olmak”, “Sahip Olmak X Olmak” pek çok düşünce tarihini oluşturan pek çok düşünürün de temel sorunu olmuştur. İnsana dair aklımıza gelebilecek her türlü eylem, insanın var olmak- yok olmak mı, olmak-olamamak mı, olmak-sahip olmak mı sorularının arama sürecinin aşamalarını somutlaştıran bir girişimdir aslında. Kötü ve iyi kavramlarını şimdilik bir kenara bırakırsak, herhangi bir ahlaki kategoriye koymadan eylem ve eylemi oluşturan olaylar dizgesi ilk çağlardan bu yana insanı var eden temel edimdir. Eylemini gerekçelendirmeye çabalayan ya da nedenselliğini aklında çözen insan, gerektiğinde kendi hem cinsini de yok etmiş ya da var etmiştir. Böylece kendi olarak var olmanın anlamını aramıştır çağlar boyunca. Ancak insan beni ancak “bir başkası” var olduğunda kendi var oluşunun bilincine varmış, bu “ben ve bir başkası” karşıtlığı ve de birliği insanda ben düşüncesinin bilince erişmesine neden olmuştur.

(…)

 

 

devamı için ABONE OL