BİR BALENİN ANATOMİSİ: JOHN CRANKO-YEVGENİ ONEGİN

Ayda Tuna Çiçek

 

XIX. Yüzyıl Rusya’sında Romantizm’den Gerçekçiliğe geçişte biçim ve içerik bakımından Rusya’nın ilk örneği olma özelliğini taşıyan, Aleksandr Sergeyeviç Puşkin’in şiir-romanı Yevgeni Onegin, İngiliz koreograf John Cranko tarafından üç perdelik bale eserine dönüştürülerek, 13 Nisan 1965’de Württemberg Devlet Tiyatrosu’nda dans dilinde ilk kez sahneye taşınır.

Ortodoks inancı öncesi köklü Pagan geleneklerine dayanan Rus halk edebiyatı, XVII. Yüzyıldan itibaren yazıya geçirilmeye başlanmış ve Ulusal Rus edebiyatının başlangıcı kabul edilen Aleksandr Sergeyeviç Puşkin’in (1799-1837) eserlerini besleyen ana damarlardan biri olmuştur. XVIII. Yüzyılda I. Petro’nun pek çok alanda gerçekleştirdiği reformlar Petersburg’u çok kısa sürede Avrupa saraylarına ve Aristokrat yaşama öykünen, yüzünü Batı dünyasına çevirmiş, ilerici ve aydınlık bir kent hâline getirmiştir.

Rus şiirini sözlü ve yazılı kültürü harmanlayarak altın çağına taşıyan Puşkin, yaşadığı dönemin, sosyal yaşamda tanık olduğu büyük değişimlerin izlerini, kahramanı Onegin’e aktarmıştır. Yevgeni Onegin şairin pek çok eseri arasından bir başyapıt olarak sıyrılmıştır. Şiir-romanın Rus toplumu üzerinde bıraktığı etki öyle büyük olmuştur ki; eser imparatorluğun her köşesinde okunmuş, kopya edilmiş, ezberlenmiştir. 1833 Mart ayında ayrı basılan (tefrika edilen) tüm metinler bir araya getirilmiş, böylece eser ilk kez bir bütün halinde basılabilmiş, ikinci baskısı ise ancak şairin ölümünden hemen önce 1837 yılında yayımlanabilmiştir.

Şiir-romanda Onegin; genç, çapkın, Fransız eğitmenler elinde şımarıkça büyütülen, gençliğinde Avrupa’nın son modasını takip eden, hâkim olduğu Fransızca ile hayranlık uyandıran, dönemin tüm Fransız saray danslarını bilen, sosyetede parlamak ve çapkınlık yapabilmek için tüm meziyetlere sahip, Avrupalı olmaya çalışırken çoğu zaman adeta arafta kalan, can sıkıntısı, anlamsızlık ve değerlerin kaybedilmesi neticesinde kendisine saygısını yitiren bir karakter olarak öne çıkmıştır. Puşkin kendi insanının kökleri, yaşam şekli ve değerleri ile birlikte, dilinin unutturulmaya çalışıldığı bir dönemi gerçekçi biçimde gözler önüne sermiştir. (…)

devamı için ABONE OL