BOŞLUKTA KURULAN BİR HAFIZA: DİRMİT’TE ANLATI, BEDEN VE SESSİZ DİRENİŞ

Azra Selime Güneş

Latife Tekin’in Sevgili Arsız Ölüm romanından Hakan Emre Ünal ve Nezaket Erden tarafından uyarlanan Sevgili Arsız Ölüm – Dirmit; Tiyatro Medresesi’nin katkılarıyla 2017 sezonunda Seyyar Sahne’de sahnelenmeye başladı. Oyun, 2018 yılından itibaren Tiyatro Hemhâl çatısı altında yoluna devam ediyor. Danışmanlığını Zeynep Günsur Yüceil’in yaptığı oyunun rejisi Hakan Emre Ünal’a, sahne performansı ise Nezaket Erden’e ait.

Oyun, köyden kente göç eden kalabalık bir ailenin şehirde tutunma mücadelesini ailenin küçük kızı Dirmit’in gözünden aktarıyor. Küçük bir evde kent yaşamına alışmaya çalışan aile, kendi kuralları ve iç düzeni içinde hayatta kalmaya çalışıyor. Dirmit ise baskı ve engellemeler altında genç kızlığa adım atarken karşılaştığı zorluklarla mücadele ediyor. Toplumsal cinsiyet rollerinin hâkim olduğu bu ailede annesi Atiye, babası Huvat ve ağabeyleri; Dirmit’in özgürleşme çabalarına karşı ataerkil geleneklerin rehberliğinde şiddeti de kullanarak onu sınırlandırmaya çalışıyor. Oyun; göç yaşamış bir ailenin kent yaşamı üzerinden toplumsal cinsiyet, ataerkil düzen, baskı ve özgürlük temalarını sahneye başarıyla taşıyor.

Dirmit, romanı sahneye bire bir taşımak yerine tiyatronun kendi dilini kurmayı hedefleyen yaratıcı bir uyarlama. Romanın büyülü gerçekçi atmosferi, sahnede doğrudan temsil edilmiyor; hikâye, beden ve ses aracılığıyla yeniden üretiliyor. Oyunun yapısı klasik dramatik çatışmadan anlatı tiyatrosuna yaslanıyor; olaylar kronolojik sıralanmıyor, Dirmit’in bedensel ve duygusal dönüşümü anlatının merkezine yerleşiyor.

Dirmit’in dua okuyarak uyumaya çalışmasıyla açılan oyunda, sahne üzerinde Kepçe isimli bir saksı çiçeği ve Dirmit’ten başka hiçbir şey yok. Sahne yalnızca onları görünür kılacak kadar aydınlatılıyor. Seyirciye hazır bir mekân sunulmuyor;anlatılanlar ve betimlenenler izleyicinin zihninde canlanmak zorunda. Bu loşluk ve boşluk, yalnızca bir sahneleme tercihi değil; Dirmit’in hayatına hâkim olan yalnızlığın ve yoksunluğun da görsel karşılığı. Bu ilk an, oyunun sahneleme anlayışını ve dramaturjik yönelimini de yansıtıyor. Minimalist mizansen, temsilin yükünü dekor ve görsellikten alıp anlatıya, beden ve sese taşıyor. Sahnedeki boşluk, bir eksiklikten çok bilinçli bir tercih olarak okunuyor. Dirmit’in yaşamı boyunca maruz kaldığı yasaklar ve müdahaleler bu boşlukta yankılanıyor. Seyirci, sahnedeki eksikliği tamamlamaya davet ediliyor ve edilgen bir konumdan çıkarak anlatının kurucu unsurlarından biri hâline geliyor. (…)