GEÇMİŞİN HAYALETLERİYLE ŞİMDİNİN ENKAZINDA: MEDEA MATERIAL
Neriman Uysal
Heiner Müller; 20. yüzyıla damgasını vurmuş Alman oyun yazarı, şair ve yönetmen; Brecht’in öğrencisi, Berliner Ensemble’ın yöneticiliğini yapmış ve 1995 yılında aramızdan ayrılmış bir tiyatro ustası. Onun yazdığı Medea Material, Ankara ve İstanbul Devlet Tiyatrolarının ortak yapımı olarak sahneleniyor. Hilal Ceylan’ın çevirdiği oyunda, yönetmen ve koreograf Ayşe Emel Mesci ve Medea’yı canlandıran Sükûn Işıtan göz dolduruyor. Murat Gülmez ve Funda Çebi’nin tasarımları, Yakup Çartık’ın ışık tasarımı dikkat çekici rejiyi tamamlıyor; Can Akyürek’in mapping tasarımı ile Ali Berktay’ın dramaturgisi de bu çarpıcılığı tamamlayan diğer unsurlar.
Medea’nın mitolojik öyküsü, kral olabilmek için Altın Post’u almak üzere Argonautlardan oluşan ordusu ile Kolkhis’e (Gürcistan) gelen Iason’a âşık olmasını, ancak evlendikten sonra ihanete uğramasını anlatır. Aşkı uğruna vatanına ihanet eden, kardeşini öldürüp kaçan Medea, ihaneti kaldıramaz ve kocası Iason’dan intikam almak için çocuklarını öldürür. Antik Yunan tiyatrosunun üç büyük yazarından biri olan Euripides’in Medea oyunu, bu hikâyeyi anlatan bir başyapıttır. Müller de ona yaslanan post-modern bir eser yazmıştır. Karakteri odak olmaktan çıkaran bu parçalı, yapıbozumcu metin üç bölümden oluşur: “Yağmalanmış Kıyı”, “Medea Material”, “Argonautlu Manzara ve (bir pantomim olan) Medea Play”.
Avangard post-modern çizgide gelişen tiyatronun, metinlerarasılık tekniğiyle yazılan ve dramatik yapıyı kıran metninde, kolaj, gönderme, alıntı, pastiş, yeniden yazım gibi araçlara yer verilirken Medea karakteri günümüze taşınır. Çağrışımlar ve geri dönüşlerle oluşturulan metin, ana konuyu korurken Medea karakteri üzerinden modern dünyanın sosyo-politik eleştirisini sunar. Kesikli, sıçramalı bir zaman akışını tercih eden Müller izleyiciye doğrudan mesaj vermez, çeşitli durumları gösterip düşünmeye zorlar. İnsanlık tarihini, yıkımlar üzerinden ele alan yazar, modern insanın karanlık yüzünü gösterir. Cinsiyet eşitsizliği, kadına yönelik şiddet, ötekileştirme, savaşlar, katliamlar, çevre kirliliği, doğanın tahribatı, küresel ısınma, iklim sorunu, emperyalizm, postkolonyalizm, mülteci sorunu, savaşlar ve insani değerlerin iflası eleştirisinin odağına yerleşen temalar arasındadır. Medea ihanete uğrayan bir kadın olmanın ötesinde, günümüz kadınının ve giderek tüm insanlığın sorunlarının ortak sözcüsü olur. Müller’in çağımıza getirdiği Medea, artık bir kadından, bir karakterden ziyade kapitalizmin ürünü, materyalidir. Oyunun kahramanı olmaktan çıkmış, sıradan malzemeye dönüşmüştür. (…)

