İRAN’IN SAVAŞ GÜNLERİNDEN ÜÇ KARE

Mahyar Ayhan Alizade

1.

Instagram’da geziniyorum. Gözüm İran’dan gelecek yeni bir haberi arıyor. Bir paylaşım dikkatimi çekiyor. Bombardıman sonucunda oluşan bir enkaz alanının ortasında, otuzlu yaşlarında kıvırcık saçlı ve sakallı bir adam oturmuş, elinde kabak kemanesiyle “Ben Hamidreza Afarideh, artık yok olmuş müzik eğitim merkezinin kurucusu ve müdürü. Müzik merkezimizde duyulan son ses, füze ve savaş sesi değil, çalacağım enstrüman sesi olsun istedim. Teşekkürler.” deyip çalmaya başlıyor. Kabak kemanenin sesi enkazın ortasından can yakıcı bir sesle yükselip ortamı kaplıyor. Videonun altındaki açıklamada ise şöyle yazıyor: “Bugün son gündü, müzik kursumuzla vedalaştım. Son birkaç gün sürekli kendi kendime düşünüyordum: O mekânda duyulan son ses bomba ve füze sesi değil, müzik olmalı. Gittim, korku içinde gittim. Orada olacağım anlarda yine sessizliğin patlama ve bomba sesleriyle kırılabileceğini biliyordum. Zaten çektiğim videonun sonunda patlama seslerini duyacaksınız. Ama gitmeliydim. Burası sadece birkaç odadan, kapıdan, pencereden, koltuktan ibaret değildi. Burası benim ve (eşim) Şeyda’nın, hayatımızın bütün ruhuydu. 250 öğrencinin hatırası ve 22 hoca arkadaşımın tutku dolu çabasıydı. Bu ses belki bu müzik kursunun son sesi olabilir. Belki benden de müzisyen olarak son kaydolan ses budur. Kim bilir belki yarın ben de olmayacağım. Ama bu ses anı olarak kalacak, aşkla yaşayıp aşkla yürüyen bizim halkımızın tarihinde bir gün tekrar musikinin barışın sesi, hayatın sesi olacağı gün için. Bu kayıt yakınlarını kaybeden tüm ailelerin acısını paylaşmak için atabildiğim en küçük adımdır. Kahrolsun savaş. Kahrolsun şiddet. Bu toprakların halkına ait olan kültür kolay kolay yok olacak bir varlık değil. Son olarak, elektriğin kesilmesiyle nice hastalar hastanelerde son nefesini vermekte. Ey anam İran, biz olsak da olmasak da kendine iyi bak.” (…)