TİYATRODA SEYİRCİNİN PSİKOFİZYOLOJİK VERİ KAYNAĞINA DÖNÜŞÜMÜ VE SANATÇI SORUMLULUĞU
Mehmet Özbek
Yakın bir geçmişe kadar seyirci, performansı alımlayan, yorumlayan, eleştiren ve alkışlayan bir kitle olarak görülüyordu. Fakat günümüz koşullarında seyirci, artık ölçülebilir, haritalandırılabilir ve analiz edilebilir bir veri kaynağına dönüşmüş durumda. Yüz ifade kodlama (FACS), göz takip (eye-tracking) ve biyometrik ölçüm teknikleri sayesinde seyircinin performansın hangi anında neye tepki verdiği sayısal olarak analiz edilebiliyor. Bu durum, oyuncunun sahne üzerindeki estetik kararlarının yalnızca deneyim ve dramaturjik yorumla değil, veri temelli geri bildirimlerle de şekillenebileceğini düşündürüyor. Bu noktada şöyle bir soru akla gelebilir: Sanatçı, seyirciden toplanan dijital veri ile kendi estetik kararlarının yönlendirilmesine izin vermeli midir?
Bu analiz yöntemleri oyuncuya ve genel olarak performansa verilen tepkileri masaya yatırır. Göz-Takip (Eye-Tracking) teknolojisi, performansı alımlayan kitlenin hangi noktaya, hangi sırayı takip ederek ve ne kadar süre ile baktığını tespit edebiliyor. Seyircinin performans esnasında dikkat dağılımının incelenebilmesi için de sabitlenme süreleri (fixations), sıçramalı göz hareketleri (saccade) ve sempatik/parasempatik otonom sinir sistemlerinin tepkisini ölçen göz bebeği (pupil) genişliği gibi nicel haritalandırma metrikleri kullanılmaktadır. Yüz İfade Kodlama Sistemi (FACS) ile de seyircinin yüzünde performans esnasında oluşan mikro hareketler analiz edilerek hangi seyir aralığında hangi temel duygulara yöneldiği belirlenmeye çalışılmaktadır. Ayrıca bu ikili analiz sistemi seyircinin “bilinçdışı” tepkilerinin görünür hâle gelmesini de sağlıyor. Yani geleneksel düzeyde seyircinin tepkisi, salondaki kolektif atmosferin içinde kahkaha ve alkış gibi makro göstergelerle karşılık bulurken psikofizyolojik ölçüm teknikleri ile seyircinin mikro düzeydeki dikkat kırılmaları bile artık ölçülebiliyor. Bir tiyatro oyunundaki herhangi bir sahnenin dramatik yoğunluğu böylelikle sadece metinsel analiz yoluyla değil göz-takip haritaları ile de incelenebiliyor.
Oyuncu perspektifinden daha farklı bir değerlendirme yapmak gerekiyor. Örneğin seyirciden alınan psikofizyolojik veriler aracılığı ile oyuncu veya performans sanatçısı bir sonraki performansı için yeni bir çalışma pratiği yaratabilir ve bu noktada duygusal bir optimizasyon sağlanabilir. Herhangi bir sahnede seyircinin dikkat yoğunluğunda bir düşüş gözlemleniyorsa sahne yeniden düzenlenebilir. Ya da sahnede kullanılmakta olan herhangi bir dekor veya kostüm seyircide daha fazla göz bebeği (pupil) genişlemesine neden oluyorsa ve bu estetik tercih başka sahnelerde de tutarlılığı bozmuyorsa kullanılabilir. (…)

