FRIEDRICH DÜRRENMATT’I NEDEN OKUMALI VE SEVMELİYİZ?

Funda Mete

Edebiyat dünyasında bazı yazarlar vardır; kitaplarını elinize aldığınız anda en ciddi meselelerin müthiş bir mizahla yoğurulmuş olduğunu görürsünüz. Anlamını yitirmiş bu dünyayı sanat ve mizahla katlanılabilir kılan Friedrich Dürrenmatt, benim için böyle yazarların başında gelir; her ne kadar kendisinin bu dünyayı katlanılabilir kılmak gibi bir amacı olduğundan emin olmasam da. Dürrenmatta’a göre yazar, eserlerinde sorunları çözmez, onların ortaya çıkmasına izin verir.

“Tüm insanlığın sorunları tüm insanlık tarafından çözülebilir.” diyerek de devam eder. “Bu insanlık dışı dünya daha insancıl hâle gelmeli ama nasıl?” sorusunun, yapıtlarının merkezinde yer aldığı İsviçreli oyun yazarı, filozof, ressam ve muzip Dürrenmatt’ı neden okumalıyız? Dahası, neden sevmeliyiz? Bu soruların yanıtını, Dürrenmatt evreninde kısa bir gezintiye çıkarak bulmaya çalışalım.

1. Çünkü absürt gerçekliği bizden daha iyi tanır: Dürrenmatt’ın eserlerinde absürt, sadece bir süs değil, hayatın ta kendisidir. Yargıçlardan diktatörlere, imparatorlardan bilim insanlarına kadar herkes -evet herkes- bir parça aklını yitirmiş gibidir. Ve Dürrenmatt bunun farkındadır. İnsanlığın karmaşasını bir anatomi masasına yatırır. Trajedinin en komik kısmını bulur ve keskin bir bıçak darbesi, biraz ironi, bolca mizahla kestiği kanlı et parçasını yüzümüze vurur.

2. Çünkü trajediyle komedinin aynı anda olabileceğini kanıtlar: Edebiyatta çoğu yazar trajediyi ayrı, komediyi ayrı kutulara koyar. Oysa Dürrenmatt, ikisini aynı kutuda tutar. Bir adamın dünyayı kurtarmaya çalışırken onu nihaî bir batışa sürüklemesi mi? Bir imparatorun, devleti ayakta tutmak yerine onun çöküşünü hazırlaması mı? Bir kasabanın adalet uğruna adaleti yok etmesi mi? Hepsi Dürrenmatt’ın mutfağından çıkar; onun trajikomik evreninde bunlar birer saçmalık değil, tarihin kendisidir. Gülerken düşünür, düşünürken güleriz. Bu tehlikeli ama çok keyifli bir duygudur. (…)

devamı için ABONE OL