TÜRKİYE’DE RADYO VE CAZ

Sedat Anar

Türkiye’de cazın yaygınlaşmasında radyonun belirleyici bir rol oynadığı görülür. Zira caz, Türkiye’de radyo aracılığıyla duyulmuştur. 1990’lı yıllarda özel radyoların kurulmasına dek radyo yayıncılığı devlet tekelindedir; bu durum müzik politikalarının doğrudan ideolojik tercihlerle şekillenmesine yol açmıştır.

Ülkemizde radyonun ilk yıllarında ağırlıklı olarak klasik Batı müziğine yer verilmiş, halk müziği görece geri planda bırakılmıştır. Müzik politikalarındaki bu tercih geniş dinleyici kitlelerinin devlet radyosundan uzaklaşmasına neden olmuştur. Özellikle Ankara Radyosu’nda Batı müziği ağırlıklı yayınların artmasıyla birlikte, Arap radyolarındaki müzikler dinlenir olmuştur. 1934-1936 yılları arasında uygulanan ve yirmi ay süren fasıl müziği yasağı, bu yönelimi belirgin hâle getirmiştir. Peyami Safa, Türk müziğinin radyoda çok az yer alabildiği bu dönemde, “Türk halkı Mısır Radyosu’ndan gelen sesi kendi sesi zannetmeye devam ediyor.” sözleriyle bu durumdan yakınmıştır. Bu süreçte halk, Kahire Radyosu dinlemekle kalmamış, sinemanın yaygınlaşmasıyla birlikte Arap filmlerini de yakından takip eder hâle gelmiştir. Tahran ve Hint radyoları da bu dönemde yoğun biçimde dinlenmiştir.

Arap filmleri, Türkiye’de popüler müzik tarihini ciddi biçimde etkilemiştir. Arap filmlerinin -yarattığı kültürel etkilerin sonuçlarından çekinilerek- 1948 yılında yasaklanmasına kadar, çoğu Mısır yapımı olan yaklaşık 150 film Türkiye’de gösterime girmiş, hem filmler hem de film müzikleri halk tarafından ilgiyle karşılanmıştır. Bu durum, Türkiye’de yürütülen müzik reformları açısından sorun olarak değerlendirilmiş, kendiliğinden dinleyici kitlesi oluşan Kahire Radyosu, politik çevrelerde bir tehdit unsuru olarak görülmüş ve Arap müziği, modernleşme sürecinin önünde engel olarak tanımlanmıştır. Bu nedenle politik bürokraside ve Atatürk’ün zihninde fasıl müziği yasağına ilişkin tereddütler artmış ve yirmi ay süren fasıl müziği yasağı kaldırılmıştır. Bu gelişme, aynı zamanda halk müziğinin Batı müziğinin armonik ve biçimsel araçlarıyla sentezlenerek “yerel kültür” başlığı altında yeniden sunulmasına zemin hazırlamıştır. (…)

devamı için ABONE OL