KLASİK BALENİN SORGULATAN YÜZÜ
Ayda Tuna Çiçek
Binlerce yıldan günümüze Anadolu’muzdan, bu topraklardan söyleyecek sözü olan pek çok bilim insanı, sanatçı, yazar, şair, düşün insanı geldi, geçti…
Yaşamlarının ortak noktası, hep bir dertlerinin olup bir şeyler söylemiş olmalarıydı. Bizden, geçmişimizden ve kültürümüzden beslenip ürettiler. Merak ettiler, keşfettiler, isyan ettiler, övdüler, sövdüler, paylaştılar, karşı çıktılar, hapis yattılar, yaşamlarını bu uğurda yitirdiler. Söylemleri toprak oldu, coğrafya oldu, insan oldu, yaşam oldu, eşitlik oldu, yurt oldu, insan sevgisi oldu, aşk oldu, ölüm oldu, ihanet oldu. Ayna tuttular bize, bizi bize anlattılar; sorgulattılar, düşündürdüler, hissettirdiler. Mahzuni Şerif, Âşık Veysel, Neşet Ertaş, Azra Erhat, Yaşar Kemal, Nâzım Hikmet, Ataol Behramoğlu, Genco Erkal, Ferhan Şensoy, Zülfü Livaneli, Latife Tekin, Sevgi Soysal, Adalet Ağaoğlu, Pınar Kür şu an hemen aklıma gelenler arasında en ön sıradalar. Bu isimleri çoğaltabilirim ve eminim her birinizin ideolojisini kendinize yakın bulduğunuz pek çok sanatçı, aydın ve bilim insanı ekleyebiliriz bu isimlerin arasına.
Bale ve dans dünyasından John Cranko, Kenneth MacMillan, John Neumeier, George Balanchine, Maurice Bejart, Isadora Duncan, Pina Bausch, Martha Graham, Alvin Ailey ya da Nazi Almanya’sına çalışmaları yoluyla katkı sağlamayı seçen, ideolojilerini benimseyerek dans ve teorilerini bu ideolojiye hizmet için geliştiren Rudolf von Laban veya sanatsal üretimini sürdürmek için Nazi yönetimiyle iş birliği yapan Mary Wigman… Bizim balemizden ise şu an ilk bakışta aklıma gelen Oytun Turfanda, Duygu Aykal. Saydığım her bir yaratıcı sanatçı bir şeyler söylemek için yaratmış insanlardır.
Bir fikri önerecek, içeriği paylaşacak, iletiyi daha geniş kitlelere duyuracak öncüler, yaratıcılar kendilerini ve yaratılarını toplumun aklı ve beğenileri dışında tutamazlar. Fikirlerini eserleri yoluyla sorgulayan, anlamlandıran dinleyici, okuyucu ve izleyicileriyle paylaşırlar. Yazdıkları, anlattıkları, söyledikleri, gösterdikleri hep bu çabanın ürünleridir. (…)

