TEATRO TELAIO: SİHİRLİ FORMÜLLER DEĞİL, İÇİMİZDEKİ ÇOCUK

-Michele Beltrami ve Paola Cannizaro ile Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu Üzerine-

Füsun Ataman

[Çeviri: Ethem Turgay Şendur]

Uzun zamandır çocuklar ve gençler için tiyatro yapan bir topluluksunuz ve ülkemizi birçok kez ziyaret ettiniz. Bize bu deneyimlerden biraz bahseder misiniz?

Il Telaio, 1979 yılında da sanat hayatına başladı ve 46 yıldır tiyatro aracılığıyla çocuklar ve gençlere sesleniyor. Zaman içinde pek çok farklı kişi, bu projenin büyümesine katkılarda bulundu. Paola ve ben 15 yılı aşkın süredir bu topluluğun birer parçasıyız; hem oyuncu hem de yazar olarak görev yapıyoruz. Ben birkaç yıldır yönetmenlik de yapıyorum. Birçok oyun sahneledik ve dünyanın çeşitli yerlerindeki festivallerde ağırlanma onuruna sahip olduk. Türkiye’ye Storia di un bambino e un pinguino (Bir Çocuk ve Bir Penguenin Hikâyesi), Abbracci (Kucaklaşmalar) ve Seggioline per diventare grandi (Küçük Sandalyeler) oyunlarını getirdik. Türkiye’yi altı kez ziyaret ettik; üç oyunumuzla Ordu, Bursa ve İzmir’deki festivallere katıldık ve üç kez de Ankara’da Devlet Tiyatrolarının düzenlediği Küçük Hanımlar Küçük Beyler Uluslararası Çocuk Tiyatrosu Festivalinin konuğu olduk. Bu şehirlerin hepsi harikaydı, bizde derin izler bıraktılar. Gözlerimde izi kalan üç anıyı sizlerle paylaşmak benim için büyük bir keyif. İlkinde, Paola ve ben bir vapurda, Marmara Denizi’ni Bursa yönünde geçerken gün batımında suya yıldızı andıran binlerce ışık düşüyordu ve adeta iki göğü birden geçiyorduk. İkinci anımızda Ordu’da küçük bir burunda yer alan otelin hemen önünde, yine gün batarken bütün şehir altımızda uzanıyor ve bir minareden duyulan müezzinin güçlü sesi, baştan ayağa başımızda, karnımızda ve kalbimizde titreşiyordu. Son anımızda ise yıllar içinde bize eşlik eden mihmandarlarımızın gözlerinde oluşan bir kolaj var. Bize ve işimize duydukları meraklı bakışları ve yakın ilgileriyle bize kendimizi öyle iyi hissettirdiler ki, bu çok özel insanları asla unutmayacağız.

İtalyan ve Türk seyircileri, çocukları ve gençleri karşılaştırdığınızda hangi benzerlikler ve farklılıklar gözünüze çarpıyor? Dünyanın farklı noktalarına gidiyorsunuz, çocukların ortak beklentileri ve tepkileri neler sizce? Bu farklar ya da benzerlikler yapımlarınıza yansıyor mu?

Hem benzerlikler var hem de farklılıklar var. Merakımı cezbeden dikkat çekici nokta; genellikle herkesin aynı yerlerde gülüyor olması. Nedenini bilmiyorum. Belki de bu oyunlarımızı sahnelerken yaslandığımız komedi unsurları -doğaçlamaya dayanan dramaturgisiyle- mizah, şaşkınlık ve şiirsellik arasında çalıştığı içindir. Oyunlar birden çok katmanda işlediği için, bir şekilde çocukların dikkatini çekmeyi başarıyor. Ama gerçekten sebebini bilemiyorum, elimde sihirli bir formül yok elbette (ve neyse ki yok). (…)

devamı için ABONE OL