GERÇEKLİKTEN SIZAN EVREN: DİJİTAL ÇAĞIN ARKA ODALARI
Yusuf Eymen Göksün
Sanatın kurmaca mitolojiler ve evrenler inşa etme gücü uzun yıllardır kullanılmakta. Önceleri kapsam alanı daha dar olan bu yaratım yetisi, özellikle sinemanın doğuşu ile birlikte ayakları yere basan ve insanlığın kolektif bilincine seslenen eserlerin ortaya çıkmasına zemin hazırladı. Günümüz dünyasında ise dijital medyanın gelişmesi bir milat işlevi görerek bu tür eserlerin kolektif bilince seslenirken aynı zamanda bundan beslenmesini de sağladı. Ve tüm bu devinim içerisinde, çağdaş bir kurmaca evren olarak Backrooms[1] belirdi.
Backrooms’un Kökeni ve Tanımı
If you’re not careful and you noclip out of reality in the wrong areas, you’ll end up in the Backrooms, where it’s nothing but the stink of old moist carpet, the madness of mono-yellow, the endless background noise of fluorescent lights at maximum hum-buzz, and approximately six hundred million square miles of randomly segmented empty rooms to be trapped in God save you if you hear something wandering around nearby, because it sure as hell has heard you.[2]
Backrooms evrenine ilk adımlar ve bu yapının bir internet fenomenine dönüşmesi oldukça kısa bir zaman diliminde gerçekleşti. İlk olarak 2019 yılında bir internet forumunda anonim bir kullanıcı tarafından “sarının kirli tonu altında tekdüze halıların bulunduğu ve bozuk floresan lambaların göze çarptığı” bir koridor fotoğrafı paylaşıldı. Fotoğrafın altına yazılan birkaç kelimelik betimleme ile hem Backrooms’un sınırları aralandı hem de sonrasında bu evreni şekillendirecek kolektif bilince açık bir kapı bırakıldı. Tüm bu çıkış noktasının anonim bir kaynağa dayanması, hikâyenin herhangi bir etikete bağlı kalmadan kolektif bir tasarının ürünü olduğunun da bir göstergesiydi. Yine aynı metinde yer alan ifadelere göre, bu dünyaya giriş bir algı yanılsaması sonucu gerçekleşiyordu. Anlık dikkat dağılması ve yön kaybıyla kişi gerçeklikten sıyrılıp, kendisini Backrooms’un sonsuz koridorlarında buluyordu. Bu tek karelik fotoğraf ve birkaç satırlık metin, algı düzeyinde yarım kalmış anıları mekânsal biçimde canlandırarak insanda bilinmezlik veya arafta kalma duygusu üzerinden bir gerilim hissi uyandırdı. “Liminal Space” estetiğinin de bu mekânlarda belirginleşmesi ile birlikte Backrooms dijital çağın mitlerinden birine dönüştü.
[1] Türkçe karşılığı: “Arka Odalar”
[2] Bu ifade, internette oldukça yaygın bir creepypasta (ürkütücü kısa hikâye) olan “Backrooms (A new digital mythology)” adlı korku konseptine ait bir metindir. İlk olarak 2019 yılında 4chan forumunda anonim bir kullanıcı tarafından paylaşıldığı düşünülmektedir. Dolayısıyla bu ifadenin kesin, tek bir yazarı yoktur; anonimdir ve internet folklorunun bir parçası hâline gelmiştir ve alternatif, kabusvari bir gerçekliği anlatır. Yukarıdaki orijinal metnin Türkçe çevirisi ise şöyle: “Dikkatli olmaz ve gerçekliğin sınırlarında bir anlığına kaybolursanız, kendinizi Backrooms’ta bulabilirsiniz; burada sizi sadece eski, nemli halıların keskin kokusu, boğucu sarı tonların deliliği, sonuna kadar açık floresan lambaların uğultusu ve yaklaşık altı yüz milyon kilometrekarelik rastgele bölünmüş boş odalar karşılar. Yakınlarda dolaşan bir şey duyarsanız, Tanrı yardımcınız olsun; çünkü o kesinlikle sizi duymuştur.”
(…)

