GAZZE MONOLOGLARI

[Hazırlayan-Çeviren: Mehmet Selim Özban]

 

2010 yılından itiba­ren Filistinli sanatçılar tarafından yazılan tanıklıklardan oluşan Gazze Monologları’nın ilk derlemesi “Monologlar 2010-2014”, ikincisi “Monologlar 2023”, üçüncüsü “Yeni Gazze Monologları 2024” adıyla gazamonologues.com sitesinde yayımlanmış ve ardından Ashtar Tiyatrosu’nun 29 Kasım 2024’te çağrısıyla dünyanın her yerinden gönderilen paylaşımlar Gazze’ye Mektuplar adıyla sitede paylaşılmıştı. Biz de her sayımızda bu zaman kadar yayımlanan metinlerden birine dergimizde yer veriyor, gazamonologues.com’daki güncel çağrıları sizlerle paylaşmaya gayret ediyoruz. Maalesef uzun bir süredir paylaşım ya da çağrı yapılamıyor. Bu sayımızda iki yıl öncesine gidiyor ve daha önce de bir monoloğunu yayımladığımız Filistinli tiyatrocu Ali Abu Yasin’in kütüphanesine hitaben yazdığı 31 Aralık 2023 tarihli mektubu paylaşıyoruz sizlerle. 

* * * 

KÜTÜPHANEME

Ali Abu Yasine

 

Bu savaş yüzünden senden uzak kalmak zorunda kalırsam, ne olur beni affet. Savaşın ve yıkımın anlamını en iyi sen bilirsin; içinde Tolstoy ve onun başyapıtı Savaş ve Barış varken nasıl bilmezsin ki! Yönetmeye karar verdiğim Cesaret Ana ve Çocukları’nı günlerce tartışmıştık seninle. Biliyor musun, artık savaşın dehşetinden korkmuyor ve sana zarar vermekten çekinmiyorum. Çünkü sen, çocuklarını savunan bir annenin cesaretine ve yiğitliğine sahipsin. Tüm o kitapları, oyunları çocukların gibi koruduğunu biliyorum.

Sevgili kütüphanem, burada artık elektrik yok. İnsanların yemek pişirmek veya ekmek yapmak için hiç yakıtı kalmadı. Sokaklarda bir tahta ya da karton parçası bulmak için saatlerce yürüdüklerini biliyorum. Bu samanlıkta iğne aramak gibi… Lütfen, onların hayatlarını kurtaracak ve çocuklarını besleyecekse istedikleri kitapları almalarına izin ver. Yazar arkadaşlarım başkaları için kendilerini feda ettiler; Anton Çehov, Albert Camus, Jean-Paul Sartre, Jean Genet, Shakespeare, Mahmud derviş, Samih Al-Qasim, Ghannam Ghannam, Alfred Farag, Atef Abu Saif, Al-Maghout, Saadallah Wannous, Stanislavski, Augusto Boal ve raflarında oturan diğerleri başkalarını mutlu etmek için yakılan mumlardan memnunlar. Ama aramızda kalsın, onlar, kendilerini koruyan birkaç kâğıttan çok daha büyük ve değerli. Dünya ve ben, onların yazdıklarını önce yüreğimize, sonra aklımıza kazıdık. Bu yüzden kendim için korkmuyorum; kitapların bizden sonrakilere ulaşamaz ve hayatlarına ışık tutamazlar diye korkuyorum.

Değerli kütüphanem, sen benim kıymetlimsin. 1993’te Mısır’dan, Arap Tiyatrosu Festivali’nden döndüğüm günü asla unutmayacağım. Tüm arkadaşlarım aileleri için hediyelerle dönerken ben tiyatro kitaplarıyla dolup taşan ağır bir çantayla gelmiştim. Eşim ve çocuklarım hediyelerini almaya geldiğinde Stanislavski onları gülümseyerek karşılayıp “Beni ve bu çılgın tiyatro aşığını affedin.” demişti.

Sevgili kütüphanem, beni bekle. Yakında sana döneceğim. Şafak sökene kadar insan ruhlarını, dünyanın güzelliğini ve tuhaflığını, kelimelerin sihrini ve zarafetini, yazarların ihtişamını ve büyüklüğünü birlikte keşfedeceğiz.

ABONE OL