ÖNDER TAHMAZ VE SİNAN KÜÇÜKÖZ’LE DENİZLİ ULUSLARARASI AMATÖR TİYATRO FESTİVALİ ÜZERİNE
Cihan Atakul – Füsun Ataman
Denizli Uluslararası Amatör Tiyatro Festivali 2025 yılında 23 Mayıs–1 Haziran tarihleri arasında seyirciyle buluştu. 1984 yılından bu yana düzenlenen etkinlik, Türkiye’nin en köklü ve en uzun soluklu festivali olmasıyla dikkat çekiyor. Festivalin en önemli özelliği ise dünyada kesintisiz olarak devam eden tek amatör tiyatro festivali olması (bu alandaki diğer iki festival AITA/IATA desteğinde Monaco’da düzenlenen Mondial du Théâtre ile Stuttgart’ta düzenlenen Amafest Uluslararası Amatör Tiyatrolar Festivali, ancak her ikisi de zaman zaman kesintiye uğramış).
Denizli Uluslararası Amatör Tiyatro Festivali kendi manifestosundan alıntılarla kısaca şöyle tanımlanabilir;
Uluslararası amatör tiyatro festivali, sanatı ve tiyatroyu ortak bir dil, bir başkaldırış, bir meydan okuma ve yaşamında sahne tozu yutarak, ayna tutarak, haykırarak ve tırmalayarak var olmayı ilke edinmiş herkesin kolektif festivalidir; amatör kelimesinden imtina edenlerin değil.
Festivale amatör tiyatro grupları, okul ve üniversite tiyatro kulüpleri, 6’dan sonra tiyatrocular, hafta sonu tiyatrocuları, gezici kumpanyalar tek kişilik dev orkestralar, bireysel sanatçılar, meddahlar, komedyenler, hikâye ve masal anlatıcıları, clownlar, mim sanatçıları soytarılar ve alnına sahne ışığı vuran, vurmuş, vuracak olan herkes başvurabilir.
Başvuruları herkese açık olan festivalde profesyonel ve ödenekli tiyatrolara da yer verilmekte ve böylece yerelden bir özel, bir ödenekli ve bir de üniversite tiyatro bölümü oyunu ile yurt dışından benzer örnekler davet edilerek çeşitlilik sağlanmakta. Popülizme teslim olmayı reddeden festival, tiyatro sanatının gelişimini esas alırken köklerinden biri olan amatör ruhu canlı tutmayı hedeflemekte ve gözlemcilerin festival sonunda hazırlayacağı raporlara özel bir önem vermekte. Krom Sahne Sanatları Dergisi adına gözlemci olarak katıldığımız festivalin sonunda Genel Sanat Yönetmeni Önder Tahmaz ve festivalin uzun yıllardır koordinatörlüğünü yürüten Sinan Küçüköz ile sizler için yaptığımız söyleşide, özellikle “Amatör tiyatro nedir, ne değildir?” üzerine konuştuk.
* * *
Festivaliniz bir amatör tiyatro festivali ve manifestonuzda amatör tiyatronun önemi üzerinde duruyorsunuz. Okuyucularımız için kısaca bilgi verebilir misiniz?
(Sinan Küçüköz) İnanılmaz bir bombardıman çağında yaşıyoruz ve belki klişe olacak ama televizyondaki o içi boş aptal diziler, TikTok ya da sosyal medyada yer alan paylaşımlar bir kaosa neden oluyor. Birtakım insanlar da bu kaos ortamında hakkında “Öldü mü?”, “Sağ çıkacak mı?”, “Arkaik bir sanat mı?” gibi tartışmaların yapıldığı tiyatroyla ilgilenmeye karar veriyorlar. Bu büyük kaos çağında sanatla ve tiyatroyla ilgilenen insanları yok saymak ve alanın dışına itmek yerine, bu işin nasıl yapılması gerektiğiyle ilgili küçük festivaller, minik eğitim çalışmaları ve alanla ilgili kendilerini geliştirebilecekleri sohbet ortamları yaratmak öncelikli amacımız.
Sizce festivalin en önemli özelliği nedir?
(Önder Tahmaz) Festivalin vazgeçilmezi amatör tiyatrolar festivali olması. Bizden başka amatörlerle profesyonelleri buluşturan bir festival yok. Festival düzenleyicilerinden biri olarak benim açımdan en güzel tarafı o amatör ruhu orada görmek. Bu beni gerçekten çok mutlu ediyor, en sevindiğim durum bu.
(SK) Bu çapta, yurt içinde hatta yurt dışında böyle bir festival yok maalesef yok. Amatörlerle profesyonelleri bir araya getiren bu festivalin en güzel tarafı sadece ülkede değil, neredeyse dünyada tek oluşu. Sanırım bizden başka sadece Mondial Tiyatro festivali var, Fransa’da yapılan bir uluslararası amatör tiyatro festivali. 1957 yılında başlamış ama o da 2017’de sona ermiş, maalesef artık yapılmıyor. Sanırım bu anlamda dünyada tekiz.
Uzun yıllardır bu festivalin içindeyim, hatta ben bu festivalden çıktım. 1989’da henüz 5. sınıf öğrencisiyken ilk kez burada sahneye çıktım. Festival kişiye dokunduğu zaman yutulan toz başka bir şey, daha sihirli bir şey… Sahnede, Devlet Tiyatrosunda, İzmir’de, İstanbul’da ya da bazen televizyonda, sinemada gördüğünüz biriyle bir araya geliyorsunuz festivalde. Hepimizin hocası olan o kadar çok insanın emeği var ki… Zamanında Tamer Levent, Özdemir Nutku, mesela Metin Balay gibi kuruluş aşamasında destek veren hocalar buraya geldi. Düşünün, belki bir lisenin belki bir üniversitenin tiyatro topluluğundasınız ve bu insanlarla tanışıyorsunuz… Liseli, üniversiteli bir gencin, bu işi sadece akşam saat altından sonra yapan bir insanın bir profesyonelle, bir ustayla buluştuğu zamanki etkileşimi bu festivalin en vazgeçilmez özelliği. Mini fuayeler yapıyoruz otelde (oyun sonrası söyleşiler kast ediliyor), o çocukların yüzlerine dikkat ederseniz profesyonelleri dinlerken, onların altına doldura doldura, ne üzerek ne yıpratarak karşı taraftan bir eleştiri almayı öğrenmeleri, o çocukların yüzlerindeki ifade, gözlerindeki mutluluk, “Biz nereye geldik, bunlar nasıl insanlar, oyunumuzla ilgili nasıl tespitler bunlar böyle?” diye yaşadıkları aydınlanma, benim için paha biçilmez değerde. Bu festivalin tek amacının da bu etkileşim olduğunu düşünüyorum.
Festivale eklemeyi ya da değiştirmeyi düşündükleriniz var mı?
(SK) Eklemeyi değil ama çıkarmayı düşündüklerimiz var. Örneğin gündüz oyunlarında seyirci sıkıntımız var, gündüz oyunlarını çıkarsak diye düşünüyoruz.
(ÖT) Festivali merkezden köylere doğru taşımak, şehir içindeki kenar mahalleler, gecekondu bölgelerindeki meydanlarda sahne kurmak. İlçelere köylere giderek festivali bütün şehri içine alçak şekilde büyütmek öncelikli hedeflerimiz arasında.
(SK) Bunun için taşınabilir bir podyum yaptırdık mesela. Bulduğumuz her meydana kurabiliyoruz platformu. Ama yeterince duyuramadık. Köylere, uzak mahallelere gitmenin yanı sıra sokak tiyatrolarına ya da sokak gösterisi yapan tiyatro gruplarına pozitif bir ayrımcılık yapacağımız yönünde bir duyuruya çıkacağız. Festivale özel oyun hazırlayan tiyatro grupları var, bu yüzden duyuru aşamasının da üzerinde duracağız.
Gözlemcilerle ilişkileriniz ve geri dönüşleri nasıl? Çünkü gördüğümüz festivaller içinde en çok gözlemci davetine yer veren festival sizinki oldu.
(SK) En az 6 olmak üzere bazen 10 kadar gözlemcimiz oluyor. Çoğunlukla akademisyenler, ancak farklı kesimlerden; basından, özel tiyatrolardan çok farklı kişilere yer veriliyor. Biz çok önem veriyoruz gözlemcilere ve oyunlar sonrasındaki fuaye dediğimiz söyleşilerde yer almalarına, geri dönüş yapmalarına.
(ÖT) Gözlemciler arasında festivalin müdavimleri de var örneğin. Hakkı Büyükgül ağabeyimizi anmak isterim. Hani derler ya “İki eli kanda olsa gelir.” Yıllardan beri hiç aksatmadığı için, inanılmaz bir arşivi var. Otobüse bineceği ana kadar oyun izler, bütün oyunları takip eder, akademisyen de değil kendisi amatör tiyatrocu ve kazanımlarını kendi ekibiyle paylaşır. (…)

