BRECHT’İN GALİLE OYUNUNDAN

[Çeviri: Adalet Cimcöz]

GALİLE — (Ellerini göbeğinin üstüne kavuşturur) Son yıllarda boş zamanlarım çoktu, durumumu gözden geçirdim, uzun uzun düşündüm. Kendimi artık bilim adamı diye görmüyorum ama bilim dünyasında benim için nasıl bir yargıya varılacak, merak ediyorum. Bir yün tüccarı da ucuz alıp pahalıya satmaya bakar. Aslında yün alış-verişinin aksamadan sürüp gitmesini ister, amacı odur. Bana öyle geliyor ki, bilim yürekli kişilerin işi. Bilgiye kuşku ile varılır. İnsanlara bilgi verirken onları kuşkulu kılarız. Oysa, yokluk içindeki çoğunluğumuzu prensler, toprak ağaları, papazlar -dalaverelerini örtmek için- tatlı sözlerle, tozpembe inançlarla avuturlar. Dünya kurulalı, süregelen yokluğun sarp kayalar gibi çetin, aşılmaz ve yıkılmaz olduğu anlatılır. Yeni buluşumuz kuşku, çoğunluğun hoşuna gitti önce. Teleskobu kapınca elimizden, düşmana diktikleri gözlerini. Bugüne değin düzenlerini kurup, güvenleri sağlamış olan bu güçlü adamlar, birden bilimin soğuk elini duydular boğazlarında, çöküyordu kurdukları düzen… Gözdağı vermeye, gönlümüzü almaya başladılar. Zayıf yaratıklar için karşı konması güç şeylerdi bunlar. Çoğunluktan kopup tek başına bilim yapılabilir mi? Gökteki devinmeleri biliyoruz artık ama toplumu yönetenlerin davranışları anlaşılır gibi değil. Gökbilimdeki savaşımız kuşku yüzünden kazanıldı; Romalı kadın bir damla süt bulma savaşında inandığı için yenilecek… İşte Sarti, bilim bu iki savaşla da savaşacak. Binlerce yıl boş inançlar içinde çabalayan, kof sözler ardında koşmaya alışmış, kendi gücünden habersiz, sorunlarını çözemeyen bir insanlık… Nasıl istersin ki doğanın güçlerini kavrayabilsin? Siz ne için uğraşıyorsunuz? Bence, bilimin tek amacı, insanın ayakta durabilmesi için acılarını hafifletmesi olmalı. Bilim adamı özgürlük içinde olmaz da, yönetenin baskısı altında yalnız bilim için bilim yapmaya zorlanırsa, ortaya işe yaramaz, sakat bir bilim yığını çıkar; o zaman da yeni buluşlarınızla insanlığın acılarını daha da artırmış olursunuz. Zamanla bir sürü yeni şey bulabilirsiniz, ama bu buluşlarınız ilerleme değildir, insanlıktan kopmaktır. Ve günün birinde arada öyle bir uçurum açılır ki, yeni bir buluşun bir yanda yarattığı sevinç, öte yanın tüyler ürpertici ‘çığlığı’ ile çatışır. Ben bilimle uğraşırken, bir fırsat geçmişti elime, gökbilim sokağa dökülmüştü o zamanlar. Bu olağanüstü durumda, güçlü bir adamın direnmesi büyük sarsıntılar yapabilirdi. Ben direnebilseydim, bilim adamlarına hekimlerin Hipokrat yemini gibi, bilimi yalnız insanların yararına kullanmaları için yemin ettirebilirdim belki! Ama bugün çıkarlarını düşünen, para için her şeyi yapan soysuz bir kuşakla karşı karşıyayız. Bak Sarti, ben hiçbir zaman bilim için kendimi gerçek bir tehlikeye atmadım. Önceleri baştakiler kadar güçlüydüm; bilgilerimi, buluşlarımı onların önüne sererken, ne yapacaklarını, nerelerde kullanacaklarını düşünmedim. İnsanlığın ister yararına ister zararına kullanılsın, dedim. Ben bilime ihanet ettim. Bunu yapanın bilimden yana olanlar arasında yeri yoktur.

 ABONE OL