ANLAMIN TÜKENİŞİ VE YENİDEN ÜRETİLMESİ BAĞLAMINDA POSTDRAMATİK TİYATRONUN KULLANDIĞI ARAÇLAR

Füsun Ataman

1960 sonrasında, İngiltere başta olmak üzere Avrupa ve ardından da Amerikan tiyatrosunda radikal değişimler yaşanmış, bu durum tiyatronun dramatik araçlarını ve seyir alışkanlıklarını kökten değiştirmiştir. Tiyatronun 20. yüzyılın başlarından itibaren avangard-postmodern çizgide ilerleyen değişimi, sahne sanatlarını sanatın farklı disiplinleriyle geniş bir yelpazede buluşturmuş, metnin önemi azalmış, görsel unsurlar ön plana çıkmış, sahnelemede deneysel ve farklı olanakların arayışına girişilmiştir. Böylece bu yeni tiyatro diline farklı teorilerle yaklaşılması gerekmiş, tiyatronun üretim ve tüketim süreçlerini yepyeni estetik bakış açılarıyla değerlendirmek zorunlu hale gelmiştir.

Tiyatro sanatındaki bu değişim ve performatif olana yöneliş, Walter Benjamin’in de üzerinde durduğu “sanat yapıtının biricikliği” sorunsalı ile yakından ilgilidir. Plastik sanatlardan farklı olarak doğası gereği her sahnelenişte eserin yeniden üretimini gerektiren tiyatroda “biricik” olana, metinden uzaklaşma ve performatif alana yönelmekle ulaşılmıştır. Tiyatro sanatının, avangard-postmodern çağda biricik olana dair estetiğinin mottosu; “o anda ve orada gerçekleşen performans” olarak benimsenmiştir.

(…)

 

devamı için ABONE OL