KAYIP VE YASIN DİYALEKTİK BİR DÜZLEMDE İNCELENMESİ: KIRLANGIÇ
Selin Ceren Sarıgül
Guillem Clua’nın yazdığı, Gözde Kırgız’ın çevirdiği ve Birkan Uz’un yönetmenliğini yaptığı Kırlangıç, kısa zaman önce vefat etmiş annesinin anma töreninde daha iyi şarkı söyleyebilmek için şan dersi almak isteyen Ramon’un, Amelia’nın evine gelmesiyle başlıyor. Oğlunun ölümüyle sarsılmış ve sert karakterli bir şan eğitmeni olan Amelia ile Ramon’un bu karşılaşması, beraberinde birçok sırrın ortaya dökülmesine neden oluyor. Bu iki karakteri birleştiren ortak duygu ise yas.
Trajik unsurlarla dramatik yapının özgün bir biçimde harmanlanarak işlendiği ve Oyun Atölyesi’nin 2022’den bu yana sahnelediği Kırlangıç’ta Ramon karakterine Uğur Kanbay, Amelia’ya ise Selen Öztürk hayat veriyor.
Ramon ve Amelia; farklı bakış açılarına, değerlere ve hayat görüşlerine sahip olmalarına rağmen ortak bir acı sayesinde bir araya geliyor. Ancak bu hiç kolay olmuyor; her yaklaşma, iki karakterin karşı karşıya gelmesi üzerinden var oluyor. Oyunun içindeki her akış, hayatın içinden birer sahne gibi. Ramon da Amelia da bir yandan ağlıyor, bir yandan gülüyor. Tıpkı yaşamda var olduğu gibi ölüm-yaşam, ağlama-gülme, kısacası insan olmanın tüm hâlleri oyunda bir arada.
Başından sonuna kadar insanı ters köşe yapan oyunda yas kavramı, klasik bir kayıp sonrası acı temsilinden çıkarak bastırılmış kimlik, politik şiddet ve görünmez bağlar üzerinden sahnelenen çağdaş bir yas dramaturjisi kuruyor. Kırlangıç, yası bir duygu olarak değil, sahne üzerinde inşa edilen bir mekân ve zaman bozulması olarak ele alıyor. Metnin teknik gücü de büyük ölçüde, onu var eden minimalist yapıda yatıyor. Sahnedeki az sayıda nesne, neredeyse sabit denilebilecek mekân algısı, oyunun duygusal sıkışmışlığını en baştan kuruyor. Bu dar alan, yası bir iç mekân psikodramasına dönüştürürken sahnenin sıkışıklığı, karakterlerin nefes alamayışıyla paralel ilerliyor. (…)