BALE ESERLERİNİN YENİDEN SAHNELENMESİ VE ANLAM ARAYIŞI
Ayda Tuna Çiçek
Yaratıcıları, bir dramatik özü defalarca, farklı zamanlarda, farklı yorumlarla yeniden sahnelemeye (üretmeye) iten his, düşünce, içgüdü nedir? Bu yenilenen eserlerin sanata, izleyiciye ve sanatçıya katkısı var mıdır? Her yeniden üretimde eseri iyi yapan, izleten, alkışlatan kriterler nelerdir? Bunları kim belirler? Klasik balelerin yeniden sahnelenmesinde özgünlük ne kadar önemlidir? Önemli midir? Yeniden sahnelenen bale eseri, yapıtın orijinalini bozar, değersizleştirir mi?
“Sanatçı olabilmek için yaşantıyı yakalayıp tutmak, onu belleğe, belleği anlatıma, gereçleri biçime dönüştürmek gerektir.” der Ernst Fischer Sanatın Gerekliliği adlı kitabında.
Irvin D. Yalom ise “Özgünlük bir kerede ve sonsuza dek ulaştığımız bir şey değildir…” der. “Her gün verdiğimiz kararlarla şekillenen, devam eden bir süreçtir. Bir varış noktası değil, bir yolculuktur- ölümlülüğümüzün gerçekliğiyle yüzleştiğimizde daha da netleşen bir yolculuk”.
Her yeniden üretilen bale eserinde koreografın kendi diline çok hâkim, grameri çok da fazla düşünmek zorunda kalmayan bir şair gibi davrandığını vurgular İngiliz bale koreografı John Cranko da. Ve ekler, “Dili iyi bilen koreograf özgürleşebilir, özgünleşir.” Her yeniden üretimde koreografa düşen zor görevin, sahnedeki dansçının hareketine bir anlam katabilmek için bir olguyla ilişkisini sağlamanın gerekliliğinin de altını çizer. Klasik balenin bedenin hareketle ifade edebildiği bir kompozisyon olduğu düşünüldüğünde, bir ya da birden fazla beden üzerine inşa edilen bir hareket mimarisi taşıdığını da önemle vurgular.
(…)

